Yaşam

Dünyanın En Ünlü Dört Balesinden Biri: FINDIKKIRAN Balesi

fındıkkıran balesi
fındıkkıran balesi

Aylardan Aralık, mevsimlerden Ankara ayazı ve harika bir Ankara akşamı aktivitesi : Fındıkkıran balesi.

Dünya’nın en popüler balelerinden biri olan Fındıkkıran balesi için sonunda bilet bulabilmiştim. Ankara Devlet Opera salonunun balkon kısmında zor bela bir yer bulabildiği için kendimi çok şanslı hissettim. Kolay da olmadı.. Alarmlar kuruldu, sayfa sürekli f5 halinde yenileniyor falan heycanlıydı baya. Sanki sınav sonucu için ösym’nin sitesinin başında bekliyordum. Oyunu aşırı merak ediyordum ve sonunda o bilet benim olmuştu. Fındıkkıranın geçmişine bi bakalım. Yılanıı deliğindeen çıkaraaan çık aklımdan nolur! 🙂

Blogda yer alan martı ve siddhartha kitap incelemelerinin ardından şimdi de bir bale gösterisindeki gözlemlerimi paylaşıcam. Benim baleyle falan bir alakam da yok. Tamamen izleyiciyim 🙂

Bu şahane balenin tarihine bir bakalım, meşakatli yollardan gelinmiş..

1892 yılında dünyaca ünlü rus koreograf Marius Petipa, Çaykovski’yi E.T.A Hoffman’ın “​The Nutcracker and the Mouse King”den uyarlanan fantastik hikayesine bir beste yapması için görevlendirmiş. Fındıkkıran balesinin hikayesi Noel arifesinde canlanan bir oyuncak asker (Fındıkkıran) ile arkadaş olan küçük kız (Clara) etrafında şekilleniyor. Fındıkkıran ve küçük kız birlikte kötü Fareler Kralı’na karşı savaş açıyotr Aşırı tatlılar 🙂

fındıkkıran balesi
fındıkkıran balesi

Fındıkkıran ilk kez 1892’de Rusya’da sergilendiğinde, eleştirmenlerden pek olumlu yorumlar gelmiyor amaa 1960’ların sonuna doğru vazgeçilmez bale klasiklerden biri kabul ediliyor ve tüm büyük bale toplulukları tarafından özellikle Noel döneminde sahnelenmeye başlıyor. Hatta şöyle bir istatistik var ki; Amerika’nın en büyük bale topluluklarının yıllık gelirlerinin %40’ını Fındıkkıran balesi oluşturuyormuş. Gerçekten de sonuna kadar hak ettiğini söyleyebiliriz.

Sahne dekorlarıyla, gerçekçiliğiyle, kostümleriyle, ortamıyla ve danslarıyla özenle hazırlanmış muazzam bir gosteriydi. Bilet bulması hayli zor ama her şeyiyle gerçekten rüyada gibi hissettirdi insana. Baleyle pek alakası olmayan birii olarak oyunu çok ama çok beğendim. Resmen sihirli bir 2 saat geçirdik. Hiç abartmıyorum peri masalı gibiydi. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler!

Sırada;

Kuğu Gölü, Uyuyan Güzel ve Giselle gibi dünyaca ünlü bu dörtlemenin diğer bale gösterileri var 🙂

Ben Atilla. Hayatımı daha çok renklendirmenin ve çok daha hareketli bir yaşam sürmenin peşine düştüm. Bunun sonucunda da yaşadıklarımı aktarabileceğim bu blogu oluşturmaya karar verdim. Deneyimlerimi, hikayelerimi, anılarımı biriktirebileceğim bir hayat yaşamak istiyorum. Üniversite 3.sınıfta 2011 yılında work and travel programı ile Amerika’da başlayan gezme ve keşfetme serüveni, 2012-2014 yılları arasında geçen kpsskpdsydsaleskurumsınavlarımülakatlar yüzünden sekteye uğrasa da 2 yıllık bir molanın ardından tekrar yollarda olup seyahat eden, kendisini gezerken her şeyden soyutlanmış bir şekilde hisseden, musmutlu bir gezginilla. “Dünya bir kitap gibidir ve gezmeyenler onun sadece bir sayfasını okurlar” St. Augustine ne güzel söylemiş. Gezmeyle alakalı üzerine söylenecek başka bir cümle olduğunu düşünmüyorum. “Kaybolduğu zaman asla ama asla bulunamayacak tek şey vardır, o da hayattır.” O yüzden güzel yaşayalım, kaliteli yaşayalım, bol bol gezelim 🙂 Gezmedik yer bırakma!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: