arthur schopenhauer hayatin anlami
Kitap önerileri

Hayatın Anlamı – Arthur Schopenhauer | Kitap İncelemesi

Hayatın anlamı, şüphesiz her insan tarafından hayatının bir bölümünde düşünülmüştür. Herkes için farklı anlamları içinde barındıran bu kavram filozofların dünyasında da hemen her dönemde ilgi çekici olmuştur. Hayatın anlamı üzerine derin düşüncelerde bulunan önde gelen filozofların biri de Arthur Schopenhauer.

Arthur Schopenhauer ile ilk tanışmam Serdar Kuzuloğlu’nun blogu sayesinde oldu. Blogunda herhangi bir konu hakkında bir şeyler aktarırken sürekli Schopenhauer’den alıntılar paylaşması ve ona olan övgü dolu sözleriyle radarıma giren bir felsefeci oldu kendileri. Bu arada Serdar Kuzuloğlu’nun blogunu okumayanların çok şey kaçırdığını söyleyebilirim, muazzam ufuk açıcı amirim! Mesela Kuzuloğlu’nun konumuzla alakalı olan şu yazısı ile kendilerini takip etmeye başlayabilirsiniz.

Ayrıca şu an da içinde bulunduğumuz karantina günlerinde hayatın anlamını sorgulamak ayrı bir önem kazandı sanki. Hemen hemen tüm dünya pandemi haline gelen corona virus yüzünden evlerine kapanmış durumda. Bizler de karantina günlerini en etkili şekilde geçirebilmek için kitaplara kucak açtık 🙂 Karantinada yapılacak aktiviteler olarak Hayatın Anlamı kitabı güzel bir tercih olabilir.

Arthur Schopenhauer ’in Hayatın Anlamı kitap incelemesine geçmeden evvel yazarın kendisine ufak bir pencere açalım. Felsefe alanında önemli bir kişi kendileri.

Alman filozof  Schopenhauer (1788-1860), Alman felsefe dünyasının ilklerinden ve Nietzsche’nin ilk akıl hocası. Schopenhauer’in felsefesini anlamak için yaşadığı hayat hakkında bilgi sahibi olmak da oldukça önemli. Ben burada hayatını anlatmayacağım tabii ki, belki ilginizi çeker diye 🙂 Sonra Arthur Bey Berlin Üniversitesi’nde öğretim üyeliğine kabul ediliyor falan ve  aynı okulda hoca olan Hegel için: “Eserlerinin dörtte üçü safi saçmalık, dörtte biri de paradoks” diyo. Ahahha 10/10 hareket! Sonra kral bir hareketle Hegel’in dersleri ile aynı saatte ders işliyo. İnsanların iki seçenekten kendisini seçmesini istiyo ama yanılıyo 🙁 Derslere gelen olmayınca da ben gezginilla olcam diyip seyahatlere çıkıyo. Kendisinin en önemli özelliklerinden birisi insan düşmanı olması ve tek dostunun köpekler olması!

arthur schopenhauer kitapları
Eee hiç sorguluyo musun hayatın anlamını falan?

Dünyayı sefalet ve ıstırapla dolu bir yer olarak görmüş ve şu anki dünyanın da olabilecek en kötü dünya olduğu fikrindeymiş. Biraz iç karartıcı bi abimiz kendileri.

“Yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez. Kişi ancak yalnız olduğunda özgürdür çünkü.” demiş. Bir de şey vardı yalnızlıık alıır götürüür vay benii yazıık bana – Gülben Ergen.. Hadi kitaba geçelim.

Kitabın başlığı zaten yazara ilgi duyulması için başlı başına bir sebep: Hayatın Anlamı! Gel de okuma yahu.. Kitap dört bölüme ayrılmış;

  • Hayat: Istırap ve Sefalet
  • Yaşama İradesinin Tasdiki ve İnkarı
  • Hayatın Boşluğu Öğretisi Üzerine
  • İntihar Üzerine

Aslında benim gibi hayata oldukça pozitif bakan ve çoğu şeyi kulak arkası etmeyi becerebilen birisi için oldukça tezat bir kişi Schopenhauer. Çünkü kendisi adeta karamsarlığın kitabını yazan, hayat üzerine olan karamsar düşünceleriyle de oldukça ünlü bir filozof. Aramızda çok net bir zıt kutuplar birbirini çeker durumu var!

Schopenhauer’e göre insan istemekten vazgeçtiğinde kurtuluşa erecektir. Çünkü mutlu bir hayat ona göre imkansız..

arthur schopenhauer sozleri
Vurdu gol olduu

Kitabın diline gelirsek, gereğinden fazla Almanca ve Latince kelime barındırıyor. Bu bakımdan kitabı okuması bir tık zor. Yazarın uslubu okumayı zorlaştırsa da Schopenhouer ile tanışmak için güzel bir kitap. Hayatın anlamı üzerine kafa yormak isteyenler için okunası bir eser. Yazarın kullandığı çoğu cümlede birkaç dakika duraksayıp düşünmeden edemiyorsunuz. Arada bu tarz, tabiri caizse tokat gibi çarpan ve kendi yaşantınızla pek uymasa da zıtlıklar sunan felsefe kitaplarını okumak oldukça iyi geliyor. Hele kii korona virüs günlerinde! Yazarın kitapları oldukça kısa ve 1-2 günde bitirilebiliyor. En sevdiğim kitaplar bu şekil olanlar zaten 🙂 Diğer türlü uzun sayfalı kitaplar öff süründükçe sürünüyo, oradan oraya taşınıyo, konu unutuluyor falan…

Arthur Schopenhauer ile tanışmak ve onun felsefesi hakkında az çok bir fikir sahibi olmak isteyenler için oldukça güzel bir kitap. Ben kendisinin diğer kitapları ile devam edeceğim, size de tavsiye ederim. Kitabı okurken beni etkileyen ve hoşuma giden yerleri altta alıntılar kısmında paylaştım. Güzel aforizmalar, cümleler var. Tam msn’lik 😀

arthur schopenhauer kitap incelemesi
Var kadınlarla bir derdi..

Hayatın Anlamı Kitabından Alıntılar

  • Hayatimizin belli gunlerinin mutlu oldugu, dikkatimizi ancak bunlarin yerini mutsuz gunler aldiginda ceker. Zevkler ve hazlar arttikca bunlara karsi duyarliligimiz azalir; alistigimiz seyleri artik bir zevk olarak hissetmeyiz. Fakat aciya duyarliligimiz tam da bu sekilde artar; cunku alistigimiz seyin(kökünün) kesilmesini aci bicimde hissederiz.
  • Bulutun önünde ve arkasında her şey pırıl pırıldır, sadece kendisi her zaman gölge düşürür. Bundan dolayı içinde bulunulan an her zaman yetersizdir, ama gelecek belirsiz ve geçmiş geri dönülemezdir.
  • Can sıkıntısı, daha zeki hayvanların bile başının belasıdır. Çünkü kendi başına hayatın gerçek ve hakiki bir değeri yoktur, fakat ihtiyaçlar ve ya­nılsamalar aracılığıyla sadece devinim halinde tutulur. İhtiyaçlar ve yanılsamalar kaybolur kaybolmaz hayatın mutlak yavanlığının ve boşluğunun farkına varıveririz.
  • Var olmuş olan artık var değildir; hiç var olmamış o­lan kadar vardır ancak. Fakat var olan her şey, bir son­raki anda çoktan var olmuş kabul edilir. (Felsefe bu yaa!!)
  • Saatler ne kadar hoşça gecirilirse o kadar cabuk tukenir, ne kadar aciyla gecirilirse o olcude uzadikca uzar, gecmek bilmez, cunku muspet mahiyete sahip olan sey zevk degil acidir, onun bizzat mevcudiyeti kendisini hissettirir. Benzer sekilde eglendigimizde degil, sıkıldıgımızda zamanın farkına varırız.
  • Genclıklerınde arkadaş olup da hayat yollarını ayırdığı için bir daha görüşemeyen iki insan yaşlılıklarında tekrar karşılaşınca, eski zamanların hatırlanmasıyla birlikte, hissettikleri ilk şey hayatın bütünüyle ilgili tam bir düş kırıklığıdır. Gençliklerinin umut vadeden şafağı altında o eski zamanlarda hayat önlerinde beklentilerle öylesine dolu görünmüştü ki! – onlara çok şey vadetmiş ama bunların çok azı gerçekleşmişti. Tekrar karşılaştıklarında bu duygu o kadar belirgin biçimde baskın ve hissedilirdir ki bunu sözcüklerle dile getirme lüzumu bile duymazlar fakat her ikisi de bunu içten içe varsayarlar ve ne konuşacaklarsa bu temel üzerine konuşurlar.
  • Şu çocuk dünyaya getirme işi şimdi olduğu gibi bir zorunluluk veya bedensel zevkin eşlik ettiği bir şey de­ğilde tamamen düşünüp taşınarak akılla yapılan bir iş olsaydı acaba insan soyu gerçekten varlığını sürdürmek ister miydi? Bir insan gelecek nesle onu hayat yükünden kurtaracak kadar şefkat ve merhamet beslemez miydi? Ya da böyle bir yükü onun üzerine yükleme sorumlulu­ğunu soğukkanlılıkla üstlenmeyi istemeyecek kadar ona yakınlık duymaz mıydı?
  • Bir gayenin elde edilmesi onun cazibesini dağıtır. Buna cinsel arzunun gayesi de dahildir: “aşık olan herkes sonunda eriştiği hazzın ardında olağan dışı bir hayal kırıklığı yaşar.” Bütün bunların sonucunda varacağımız nokta mutlak tatmin diye bir şeyin olmayacağıdır. İnsanlar iflah olmaz derecede yerlerinde duramayan yaratıklardır. “Tatmin edilmiş her arzu yeni bir arzunun doğumuna neden olur. ” Dolayısıyla Schopenhauer’in kast ettiği anlamda bütün isteklerimizi ve ihtiyaçlarımızı ortadan kaldırabilecek erişilmiş belli bir mutluluk yoktur ve zaten hiç kimse uzun süre hayatta kalamayacaktır. Ancak buna rağmen biz sanki hem kalıcı hem de her şeyi halledecekmiş gibi mutluluk dediğimiz şeyin peşinden koşmaktan geri durmayız.
  • Mutluluk her zaman gelecekte, değilse geçmiştedir ve içinde bulunulan an, rüzgarın gü­neşli bir vadinin üzerinde sürüklediği küçük kara bir bu­luta benzetilebilir; bulutun önünde ve arkasında her şey pırıl pırıldır, sadece kendisi her zaman bir gölge düşü­rür.
  • “Birine kim olduğunu sorarsan, ona senin de kim olduğunu bilme hakkı verirsin.” Heyt bee
  • Bütün arzuları dilekleri daha doğar doğmaz yerine getirilmiş olsaydı eğer, insanlar ne ile doldururlardı hayatlarını ve ne ile geçirirlerdi zamanlarını?
  • Zevklerin binlercesi bir acıyı telafi edemez.
  • Bilgi arttıkça, ızdırap artar. (Günümüze ne kadar uygunsun sen!)
  • Hiç kimse kendinden fazlasını göremez. Herkes başkasında kendisi olabildiği kadarını görür, çünkü onu ancak kendi zekası ölçüsünde anlayabilir.
  • Hayattan bana kalan nedir? Hayatım dolu olduğunda dert ve tasa; eğer boşsa can sıkıntısı. (en sevdiklerimden)
  • Tanrı için bile her şey mümkün değildir, zira kendini yok edemez.
  • Bu arada ben hayatın anlamını keşfettim: Hayatın anlamı, aslında hiçbir anlamı olmadığı…
kitap tavsiyesi-hayatin anlami

Diğer kitap incelemeleri blog yazılarım ve kitap önerileri için tıklayın:

Karantina Günlerinde Okunacak Kitaplar

Karantinada yapılacak aktivitelerin bir numarasına karantina kitaplarını yazabiliriz. Diğer kitap incelemeleri blog yazılarım ve kitap önerileri için tıklayın:

Karantina günlerinde hayatın anlamı konusu da tekrar gündeme geldi. Korona virüslü günlerde hayatın anlamını düşünecek bolca vaktimiz var artık. Bu konu hakkında yazmış olduğum blog yazısına da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Instagram’a da bekleriz: @macitilla

Ben Atilla. Hayatımı daha çok renklendirmenin ve çok daha hareketli bir yaşam sürmenin peşine düştüm. Bunun sonucunda da yaşadıklarımı aktarabileceğim bu blogu oluşturmaya karar verdim. Deneyimlerimi, hikayelerimi, anılarımı biriktirebileceğim bir hayat yaşamak istiyorum. Üniversite 3.sınıfta 2011 yılında work and travel programı ile Amerika’da başlayan gezme ve keşfetme serüveni, 2012-2014 yılları arasında geçen kpsskpdsydsaleskurumsınavlarımülakatlar yüzünden sekteye uğrasa da 2 yıllık bir molanın ardından tekrar yollarda olup seyahat eden, kendisini gezerken her şeyden soyutlanmış bir şekilde hisseden, musmutlu bir gezginilla. “Dünya bir kitap gibidir ve gezmeyenler onun sadece bir sayfasını okurlar” St. Augustine ne güzel söylemiş. Gezmeyle alakalı üzerine söylenecek başka bir cümle olduğunu düşünmüyorum. “Kaybolduğu zaman asla ama asla bulunamayacak tek şey vardır, o da hayattır.” O yüzden güzel yaşayalım, kaliteli yaşayalım, bol bol gezelim 🙂 Gezmedik yer bırakma!

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: