orijinaller kitabı
Kitap önerileri

Orijinaller Kitabı İncelemesi – Adam Grant

Orijinaller kitabı, bu sene okuduğum en çarpıcı kitaplardan bir tanesi. Bildiğiniz gibi okumaktan haz aldığım ve bana bir şeyler katan kitapları blogumda da kitap incelemesi olarak paylaşıyorum. Orjinaller kitabı da bu vesile ile blogumda kitap önerileri kategorisinde yerini alacak. Kitapta hoşuma giden yerleri kendime notlar şeklinde bloguma aktarıyorum. Bu sayede altını çizdiğim cümleler hem hafızama kazınıyor hem de birkaç kişiye faydalı oluyor. Şimdiden iyi okumalar 🙂

Kitabın orijinal ismi “Originals: How Non Conformists Move the World” (Orijinaller: Ezber-Bozanlar Dünyayı Nasıl Değiştirdi?)

Modus Kitap’tan, Barış Emre Alkım’ın çevirisiyle yayınlanan kitap 8 bölümden oluşuyor. Orjinaller kitabını okuma listeme almamın temel sebebi İnanç Ayar ve onun efsane girişimcilik podcastleri. Podcastlerinin çoğunda bahsettiği alıntılar öyle hoşuma gitmişti ki bu kitabı hemen edinmek istedim. Kitabı yaklaşık 4-5 günlük bir sürede bitirdim. Ayrıca İnanç Ayar’ın podcastlerini de yeri gelmişken şiddetle tavsiye edelim.

Orijinaller kitabı 260 sayfalık bir kitap ve dili oldukça açık, sade ve akıcı. Dikkat çekici konular, başlıklar ve aforizmalar mevcut.

Kitap şu efsane cümle ile başlıyor: “Mantıklı insan dünyaya uyum sağlar, mantıksız olansa ısrarla ünyayı kendine uydurmaya çalışır. O yüzden, tüm ilerlemeyi mantıksız insanlara borçluyuz.” – George Bernard Shaw

Adam Grant

Orijinaller kitabı incelemesine geçmeden önce kitabın yazarı olan Adam Grant’a da küçük bir yer ayırmak gerekiyor bence. Adam Grant, insanların işyerinde anlam ve motivasyon bulmalarına yardımcı olan bir örgütsel psikolog ve TED konuşmacısı. Şahane Tedx konuşmaları var. Kesinlikle göz atmalısınız. Aynı zamanda kendileri milyonlarca satan ve 35 dile çevrilen New York Times’ın en çok satan 4 kitabın da yazarı: Give and Take, Originals, Option B ve Power Moves.

Biz hem eğlenceli hem de bir hayli ilginç olan orijinaller kitap incelemesine devam edelim..

Orijinaller kitabı incelemesi
Orijinaller kitabı incelemesi

1.Bölüm

Orijinaller kitabı birinci bölümde “tası tarağı toplayıp yeni maceralara atılmayın, akıllı olun, yavaş gidin, mevcut işinizi hemen bırakmayın” gibi telkinlerde bulunuluyor girişimci adaylara.

  • Tam zamanlı çalıştıkları işten ayrılmayan girişimcilerin başarısızlık oranı, işinden ayrılanlara kıyasla %33 daha düşük.
  • Bir alanda güvende olma duygusu, bize başka alanlarda orjinal olmamızı sağlayacak özgürlüğü sunar.

Yani mevcut işlerimizi terk edip yeni maceralara atılmak sanıldığı kadar mantıklı değil. Bir sakin olmak gerekiyor 🙂

“Varsayılanlarda Kusur Bulmak” başlığı altında çok güzel bir örnek olaydan bahsedilmiş. Özetle, müşteri hizmetleri çalışanlarının bilgisayar kullanımlarından yola çıkarak, bilgisayarları olduğu gibi kullananlar yani mesela internet explorer kurulu olarak gelen bilgisayarları kullananlar, bu uygulamaları kaldırıp chrome veya firefox kullananlara göre yaptıkları işlerde daha az başarılı olmuşlar.

  • Orjinalliğin ayırt edici özelliği, varsayılanı kabullenme dürtüsünü reddetmek ve daha iyi bir seçenek olup olmadığını araştırmayı seçmek.
  • Başlangıç noktası merak: Her şeyden önce, varsayılanın neden var olduğunu sorgulamak.

“Hırsın iki yüzü” başlığında da dahilerin ve özel yetenekli çocukların özelliklerinden bahsediliyor. Çok ilgimi çeken bir bölüm.

  • Dahi çocukların büyüyüp dünyayı değiştirdiği çok ender görülür. Psikologlar dünyanın en önde gelen, en etkili insanların geçmişlerini incelediğinde birçoğunun çocukken sıradışı becerilere sahip olmadığı görülmüş!
  • Dahiler, büyüleyici Mozart melodilerini, harika Beethoven senfonilerini çalmayı öğrenir ancak asla kendi orjinal bestelerini yapamazlar. Hayatları boyunca ebeveynlerinin onayını, öğretmenlerinin takdirini kazanmak için çabalar dururlar. Araştırmalar gösteriyor ki, en yaratıcı çocuklar, öğretmenlerinin gözdesi olma olasılığı en düşük öğrencilerdir.

Yani arkadaşlar çare tembellik 😀

  • Başarıya ne kadar çok değer verirseniz başarısızlıktan o kadar korkarsınız.
kitap önerileri
Kitap önerisi: Orijinaller

2.Bölüm

Kitabın 2. bölümünün ana konusunu “orjinal fikirleri tanıma sanatı ve bilimi” başlığı oluşturuyor.

  • “Yaratıcılık hata yapmak için kendinize izin vermektir. Sanat ise bu hatalardan hangisinin saklanacağını bilmektir.” – Scott Adams

Yazar Adam Grant bu bölümde çarpıcı bir Shakespeare örneği veriyor. Şekspir(yazması daha kolay) yirmi yıl içinde 37 tiyatro oyunu ve 154 sone(ilkin İtalyan yazınında görülen, klasik Avrupa yazınında yaygın olarak kullanılmış bulunan, Türk şiirinde az görülen, iki dört dizeli ve iki üç dizeli bölümlerden oluşan ve uyak düzeni genellikle abba abba ccd ede olan şiir biçimi) yazmış. Bunun yanında Şekspir en popüler beş eserinden üçünü, yani Makbet, Kral Lear ve Othello’yu beş yıllık dilimde üretmiş.

Hemen buradan da Edison örneğine geçiyoruz. Sonra konuyu bağlayacağız. Edison otuz ve otuz beş yaşları arasında ampulün, fonografın ve karbon telefonun öncüsü olmuş fakat bu süre içinde yüzden fazla icat için de başvuruda bulunmuş.

Bu iki örneğin veriliş sebebi şu: “Orjinal olmak istiyorsanız yapabileceğiniz en olası şey çok sayıda eser üretmek. Çok miktarda eser üretmek. Prensi bulana kadar birsürü kurbağa öpmek 🙂

Yani konuya kendi açımdan bakcak olursam, orijinaller kitabında bahsedilen bu konuyu zaten İnanç Ayar’ın podcastlerinde işlemiştik 🙂 Orijinaller kitabı ile de konu iyice pekişti bende. İşte bu doğrultuda yaklaşık 1 yıldır hem blogum hem de youtube kanalım için içerik ürettiğimi söyleyebilirim.

Blogumda şu an da yaklaşık 40 yazı olmasına rağmen en çok tıklanan yazılarımın sayısı bir elin beş parmağını geçmiyor. Ne kadar da az önceki Şekspir örneği? Şekspirilla sen misin? 🙂 Bunu Mevlana’ya da yorarsak durumu şöyle izah edebiliriz: Ne olursan ol ÜRET!

Bol Bol İçerik Üret!

İyi kötü demeden bir şeyler üretmeye başladığınızda kalite bir şekilde sizi bulacaktır. Mesela benim onca yazım var fakat “arabayla vizesiz balkan turu nasıl planlanır” yazım korona virüs öncesinde ateş ediyordu resmen. Ancak korona virüs belası yüzünden yurt dışı gezi yazılarımın tıklanma trafiği bir hayli düştü. Ancak bunun yanından Türkiye’de gezilecek yerler yazılarımdan “İzmir plajları nasıl gezilir“, “Küre Dağları gezilecek yerler” veya “Amasra gezi rehberi” gibi yazılar bu dönemde ön plana çıktı. Yani fazla içerik üretmenin faydasını görmüş oldum. Adam Grants seninle iyi anlaşacağız 🙂

Ayrıca bu kısımda bol bol içerik üretmekten bahsediyorken Hakan Akben‘i de anmamak olmaz. Özellikle pandeminin ilk çıktığı ve evlere kapandığımız dönemde yaklaşık 2 ay boyunca her gün yaptığı canlı yayınlar gerçekten çok faydalıydı.

  • İnsanların radikal, yaratıcı fikirlere en açık olduğu zaman, belli bir alanda ortalama deneyime sahip oldukları zamandır.

Yani bir şeyle ne kadar çok vakit geçirirsek bizim için o kadar faydalı. Bu noktada yazar, kişilerin hayatlarındaki değişikliklerin ve farklılıkların da orjinalliklerinde dikkate değer bir fark yarattığından bahsetmiş. Mesela en yaratıcı moda koleksiyonları, yurt dışı deneyimi en fazla olan direktörlerin moda evlerinden çıkıyormuş.

Diğer bir örnek, çocukluklarında akranlarından daha sık taşınmış, bu sayede farklı kültür ve değerlere maruz kalmış çocuklar yüksek derecede yaratıcılığa sahip oluyorlarmış.

Bu konuda son bir örnek de yabancı kültür kişinin geldiği kültürden ne kadar farklıysa bu deneyimin o direktörün yaratıcılığına o kadar katkıda bulunması. Bu özellik sanırım bende de var 🙂 Yani üniversite yıllarında work and travel programı ile Amerika deneyimi ve sonrasında 11 ülkeye yapılmış olan seyahatler, farklı kültürler bu blogun oluşmasına ve youtube da farklı içerikler oluşturulmasına vesile oldu.

  • Eğer fikir seçim becerilerimizi geliştirmek istiyorsak insanların başarılı olup olmadıklarına bakmamalıyız. Neden başarılı olduklarının izini sürmeliyiz.

3.Bölüm

Üçüncü bölüm çarpıcı bir Einstein sözü ile başlıyor: “Büyük insanlar daima vasat zihinlerin muhalefetiyle karşılaşmıştır.”

  • Bir şeye ne kadar çok maruz kalırsak o şeyi o kadar severiz. Salt maruz kalma etkisi defalarca tekrarlanmıştır. Bir yüze, harfe, rakama ya da Çin harfine ne kadar aşinalık kazanırsak onu o kadar severiz.
  • Alışkanlık bıkkınlığa yol açmaz, rahatlık sağlar.
  • Bir şeyi ne kadar çok görür, duyar ve ona dokunursak o kadar alışırız ve bizim için tehdit olmaktan çıkar.
kitap tavsiyeleri
Kitap tavsiyeleri

4.Bölüm

Orijinaller kitabının bu bölümünde, şimdiye kadar duyduklarımızın tam tersi şeklinde ilerliyor ve şu cümle ile başlıyor: “Yarının işini asla bugünden yapma” – Mark Twain

E biz bunun hep tam tersini öğrendik şimdiye kadar?

Orjinaller kitabının en beğendiğim ve bir o kadar da şaşırdığım bölümlerinden birindeyiz. Ana tema olarak herhangi bir şeyin “ertelenmesi” konusu işleniyor ve ertelemenin faydaları anlatılıyor. Evet yanlış duymadınız, faydaları!

Orjinalleri incelerken, hemen harekete geçmenin ve ilk olmanın dezavantajlarının avantajlarından fazla olduğunu belirten Adam Grant, “erken kalkan balığı avlar ama unutmamalıyız ki balık da erken kalktığı için avlanmıştır diyor. Ben bu son söze bayıldım! Öğretmenlere acil okutulması lazım. Hatta tam anne babaya akşama kadar yatıyosun dediklerinde söylenecek bir cevap 🙂

orijinaller kitap
Orijinaller kitabında en sevdiğim bölümlerden

Bu bölümde uzun bir araştırma sonucunda ortaya çıkan sonuçlara göre işi erteleyenler %28 oranında daha yaratıcı çıkmış. Hayatta güzel şeyler de oluyor hahahdhasdd.

  • Uzmanlar Da Vinci’nin Mona Lisa tablosuna 1503’te başladığını, birkaç yıl içinde ara sıra tabloya devam ettiğini, sonra bitirmeden bıraktığını ve 1519’da ölmeden hemen önce tamamladığını tahmin ediyorlarmış.
  • Rus psikolog Bluma Zeigarnik, insanların yarıda kalan işleri tamamlanan işlerden daha iyi hatırladığını 1927’de kanıtlamış. Bir iş tamamlandığında onu düşünmeyi bırakırız. Ama yarıda ve eksik kalan işler zihnimizde etkin olarak bulunmayı sürdürür.
  • Ertelemenin yeni fikir üretmek için zaman sağlamasının yanı sıra bir faydası daha vardır. Bizi doğaçlamaya hazır hale getirir.

Bir de bu bölüm içinde “Düşmanlar, dost görünen düşmanlardan daha iyi müttefiktir” başlıklı bir bölüm daha var. Oldukça ilgi çekici bilgiler barındırıyor.

5.Bölüm

Orijinaller kitabının bu bölümünde Altın Saçlı Kız ve Truva Atı başlıklı bölümde Koalisyon Kurmak ve Sürdürmek, Küçük Farklılıklar, Yumuşatılmış Radikaller gibi ilgi çekici başlıklar bulunuyor. ayrıca bu bölümde Simon Sinek’in harika bir Tedx konuşması önerisi de bulunuyor.

Simon Sinek efsane Tedx Konuşması

Bu bölümde yer alan Aslan Kral filmi örneği de kesinlikle tekrar tekrar okunmalı.

6.Bölüm

  • Orjinal olmak için risk almaya istekli olmamız gerekir. Kök salmış gelenekleri, adetleri alaşağı etmek için akıntıya karşı kürek çekerken başarıp başaramayacağımızdan asla emin olamayız.

Orijinaller kitabının en eğlenceli bölümlerinden biri bence altıncı bölüm. İlk doğan ve sonrasında doğan kardeşler üzerinde orjinallik konusunda yapılan bir araştırmada, akademik alanda başarılı olanların ilk doğan olma olasılığı küçük kardeş olma olasılığından 2,3 kat daha fazla olarak çıkmış. Bu örnek direk bizim aileye uyuyor. Ablam üniversitede bölümünü ilk 3’te ve yüksek bir ortalama ile tamamladı. Peki gezginilla? ortalama bir puan ile 🙂

  • İlk doğanlar daha baskın, özenli ve hırslı olma eğilimi sergileseler de sonradan doğanlar risk almaya, orjinal fikirleri benimsemeye daha açıktır. İlk doğanlar statükoyu korumaya meyillidir, sonradan doğanlar ise karşı çıkmaya.

7.Bölüm

“İşin aslı şu ki birbirimizde asla affetmediğimiz tek günah, fikir farklılığıdır.” – Ralph Waldo Emerson

Bu bölümde güçlü kültür, farklı düşünme kültürü, doğruluk anı gibi konular işleniyor.

  • Uyuşmayan fikirler yanlış olsa bile faydalıdır.
kitap blog
Kitap blog

8.Bölüm

Orijinaller kitabının son bölümünün konusu, kaygıyı, isteksizliği, çelişkili duyguları ve öfkeyi yönetmek hakkında.

  • Sıradan insanlar korkularını sıraladıklarında, bir korkunun ölümden bile daha yaygın olduğu görülür: halkın karşısında konuşma, Jerry Seinfeld’in bir esprisinde geçtiği gibi, “Eğer cenaze törenine katılıyorsanız, tabutta olmak veda konuşması yapmaktan iyidir” Ahahahha o kadar haklısın ki Jerry!

Konuşma yapacak öğrencilerin bir kısmına konuşmadan hemen önce “sakinim” , diğer kısmına da “heyecanlıyım” sözcükleri yükses sesle söyletilmiş. Öğrenciler konuşma öncesindeki duygularını “heyecanlıyım” olarak belirttiğinde konuşmaları %17 daha ikna edici ve %15 daha özgüvenli olmuş! Ayrıca konuşmalarının uzunluğu da %29 artmış. Olaya bak. Yani korkuyu yenmede heyecanlanmak sakinleşmeye göre daha çok işe yarıyor. Yazar bu durumda sakinleşmeyi, saatte 120 km hızla giden bir otomobilin frenine asılmak olarak örneklendiriyor.

  • Bir hedefe ulaşmak istediğimizde, bizi harekete geçiren şey, olduğumuz şeyle olmak istediğimiz şey arasındaki uçurumdur.

Orjinaller kitabı 8 bölüme ek olarak “Etki Yaratan Eylemler” başlığı ile sona eriyor. Bu kısımda da kitabın özeti niteliğinde 20 madde kısa açıklamalarla orjinal fikirlere yönelik harekete getirici açıklamalar bulunuyor. Bu 20 maddeyi, kitabı alıp okumanız için yayınlamıyorum 🙂

Sonuç

Orijinaller kitabı incelemesi sayesinde kitabı bir kez daha okumuş gibi oldum. Ara ara kitap inceleme yazılarımı açıp hafızamı tazeliyorum. Çünkü cümleler, bilgiler akıldan uçup gidiyor. bu şekilde yazıya döküldüğünde ise kitapta yer alan düşünceleri hayatıma daha kolay uyarlayabiliyorum.

Orijinaller kitabı herkese tavsiye edebileceğim hem ilginç hem de eğlenceli olan harika bir kitap. Özellikle bir şeyler üretmek isteyen ama bu konuda çekinceleri olanlar, süreklilik konusunda sıkıntı yaşayanlar ve girişimcilik üzerine ilgili olanların havada kapması gereken bir eser.

Diğer kitap incelemeleri blog yazılarım ve kitap önerileri için tıklayın:

Karantina günlerinde hayatın anlamı konusu da tekrar gündeme geldi. Korona virüslü günlerde hayatın anlamını düşünecek bolca vaktimiz var artık. Bu konu hakkında yazmış olduğum blog yazısına da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Instagram’a da bekleriz: @macitilla

Ben Atilla. Hayatımı daha çok renklendirmenin ve çok daha hareketli bir yaşam sürmenin peşine düştüm. Bunun sonucunda da yaşadıklarımı aktarabileceğim bu blogu oluşturmaya karar verdim. Deneyimlerimi, hikayelerimi, anılarımı biriktirebileceğim bir hayat yaşamak istiyorum. Üniversite 3.sınıfta 2011 yılında work and travel programı ile Amerika’da başlayan gezme ve keşfetme serüveni, 2012-2014 yılları arasında geçen kpsskpdsydsaleskurumsınavlarımülakatlar yüzünden sekteye uğrasa da 2 yıllık bir molanın ardından tekrar yollarda olup seyahat eden, kendisini gezerken her şeyden soyutlanmış bir şekilde hisseden, musmutlu bir gezginilla. “Dünya bir kitap gibidir ve gezmeyenler onun sadece bir sayfasını okurlar” St. Augustine ne güzel söylemiş. Gezmeyle alakalı üzerine söylenecek başka bir cümle olduğunu düşünmüyorum. “Kaybolduğu zaman asla ama asla bulunamayacak tek şey vardır, o da hayattır.” O yüzden güzel yaşayalım, kaliteli yaşayalım, bol bol gezelim 🙂 Gezmedik yer bırakma!

4 Yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: